16 Nisan 2015 Perşembe

Müzikten Çıkan...

     Dört kişinin hikayesini anlatıyordu ama sadece ikisini ilgilendiriyordu. Kurallar gereği iki arızası vardı. Biri vazgeçemiyordu. Diğeri ise kafasının dikiyle düzeltmeye çalışıyordu o arızayı.
     Müzikten bahsediyorum. La majör ve Re minörün aşkından. La Do# Mi ile Re Fa La
     La majör tam sesti. Onunla başlıyordu her şey. Re minör ise yarımdı. Çünkü diğer yarısı kendi suskunluğunda gizliydi.
     Ve tekrar ediyordu onların müziği. Her zaman La majörle başlayıp kısa bir sessizliğin ardından Re minörle bitiyordu.
     Kimse bilmiyordu aralarında geçen gizli oyunu.
     A ve Dm akorlarından ibaretti piyano üzerinde onlar. Sadece onlar biliyordu aslında neler olduğunu aralarında.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Müzik, sen, ben

    eşlik edecek müzik :)

     Ben piyano tuşları kadar yakındım sana aslında. Belki de piyanoya dokunma ihtimalin kadar uzaktım. Ama aslında her zaman ulaşabileceğin yerdeydim. Aklının köşesinden geçiyordum sinsice. Senin benim düşlerimle oynadığın gibi oynuyordum düşüncelerinle. Başka yerlere gidiyordun beynindeki karmaşaya çözüm bulmak için. Ama olmuyordu. Olmadık anlarda aklını çelecek bir şeyler yapıyordum. Aynı senin yaptığın gibi. Müzikti ortak noktamız. Sözleri olmayan şeylerle fısıldaşıyorduk bazen. Bazen özgürce haykırıyorduk aslında ne istediğimizi. Her şey basit görünüyordu bazen. Ama ikimiz de emindik göründüğü kadar basit olmadığından. Çözülmesi gereken sorunlar her zaman vardı ve her zaman olacaktı. Sen ve ben ise... Sen ve ben ise sadece müziğin titreşimleriyle haberleşebilecektik. Yapabilecek başka bir şeyimiz yoktu çünkü. Kaybetmek istemediklerimiz daha ağır basıyordu devam olasılığı düşük olan bir ihtimalden. Olması gereken de buydu zaten. Müzik, sen, ben...
     Biz olmadan.