14 Mayıs 2014 Çarşamba

Kendini gerçekleştiremeyenler

     Her gün uyanıyoruz, bir şeyler yiyoruz, işimizi yapıyoruz, ders çalışıyor ya da aşk acısı çekiyoruz. Geçmişi yad ediyoruz bazen. Orada bıraktıklarımızı düşünüyoruz. Hava kararıyor. Otobüse biniyoruz. Eve gelip yatağa geçiyoruz. Uyuyoruz. Yada müzik dinliyoruz. Bir şeyler yapıyoruz. Doğru.

    Peki kendi istediklerimiz? Onları ne kadar yapıyoruz? Bize paralı meslekleri öğrettiler her zaman. Sevdiğimiz şeyleri değil... Parayı sevdirdiler bize. En önemli şey bu dediler. Hayaller kurduğumuzda aç kalırsın dediler. Ama aslında o zaman mutlu olacağımızdan kimse bahsetmedi. Çünkü para kazanmak mutlu olmaktan çok daha önemliydi onlar için.

     Hayat kısa, derdi bir arkadaşım.

     Fuck it, derdi Skins'teki rahmetli Chris.

     Harikasın, yüklerinden kurtulmalısın, derdi hayatı 11 sene ıskalamış aşk madurlarından biri.

     Bak, bu hayat senin, şu anda ne yapmak istiyorsan onu yap, derdi siyah saçlı kadın.

     Neden anları ıskalamak için eğitildiğimizin farkında değil kimse? Neden öylece söylenenleri yapıyorlar? Mutlu değilsin. Mutlu değilim. Mutlu değiliz. Kendimizi gerçekleştirmediğimiz sürece de olamayacağız. Bunun farkındayız. Peki neden lanet olası bir itici güce ihtiyaç duyuyoruz?

     Ben öleceğime onlar ölsün, derdi Katerina Petrova.

     Katerina bunu diyebilir. Çünkü onun hiçbir şeyi yoktu. Hiçbir şeye bağlanmak istemiyordu. Oradan oraya giderken umursayacağı biri olsun istemiyordu. Özgür olmak istiyordu. Elinde hiçbir şey yokken egoist olabilirsin. Bunu herkes yapabilir.

     Evet, hayat kısa dostum. Haklısın. Ama istediğimiz şeyleri yapabilmek için buna uygun olmamız gerek. Sen uygunDUN. Kimseyi kandırmaya gerek yok. Artık uygun olmayacaksın. Çünkü elinde bir şey var. Tutunuyorsun. Ama kendi istediklerine değil. Hala sahip olabilmek için gerekli olan şartlara tutunuyorsun.

     Ben de sık sık fuck it diyorum sevgili Chris. Her dediğimde aklıma sen geliyorsun. Ama lanet olsun, sen de sana "fuck it" demeyi kestiren birini buldun. Yani tek başınayken haklısın. Sonuna kadar FUCK! Ama hayatı biriyle paylaşırken, birileri senin yanındayken onu demek olmuyor. Kaldı ki sen de öldün gittin zaten.

     Yüklerimiz... 11 yıllık aşk maduru. Yaşın almış gitmiş. 11 seneni çöpe attığını kabul ediyorsun. Benim de atmamı istemezsin. Biliyorum. Kimse istemez. Yaşadığı zorlukları başkasının da yaşamasını istemez. Durumu kolaylaştırdığını sandığı tavsiyeler verirler. Ben ettim sen etme misali... Ama olmuyor be. Terzi kendi söküğünü dikemiyor. Ne sen 11 yılını geri getirebilir, travmalarını kafandan silebilirsin Ne de ben yüksüz kalabilirim.

     Hayat benim. Ne yapmak istiyorsam onu yaparım(mümkün olduğu ölçüde). Bazen hiçe sayarım. Aşk madurunun da dediği gibi benimle olmanın bedeli geride bir enkaz bırakmaktır. Neden ben de çözemedim. Ama enkaz bırakıyorum dokunduğum her... Neyse. İstediğini yapmak güzeldir. Hesap vermemek. Kendine saklamak. Dozunu bilmek.
     Siyah saçlı kadın seni seviyorum. Hayatı ıskalayanlar olarak çok tatlıyız bence. Ama hala istediğim noktaya bir gün geleceğime inanıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder